14 Mayıs 2013 Salı

İlk Anneler Günüm

Hatay Başın Sağolsun!


Biz küçücük dünyalarımızda neler yaşıyor nelere üzülüyoruz oysa ki ülkemizde neler yaşanıyor, ne canlar yanıyor. Katliamlar, nefret, türlü türlü oyunlar...Felaketler bizim gibi küçük hayatları olanları vuruyor büyükler ise kumanda ellerinde, keyifleri yerlerinde...Yaşananlara sessiz kalsak da, seyirci olsak da, sosyal medyada tepki göstersek de ya da çemberin dışında kalmaya çalışsak da hiçbir şeye yaramıyor çünkü birçoklarımızın hala görmediği bir ateş çemberinin içindeyiz hepimiz! Ya yanarak ya yara almadan geçeceğiz ama hepimizi o ateş çemberinden atlatan terbiyecilerimiz var. Bunu kabullenmeliyiz. Halbuki bu bizim doğamıza aykırı! Birileri üzerimizden para kazanıyor, show yapıyor, biz de düşe kalka yana yakıla düzene ayak uyduruyoruz işte. Dayım dün çok güzel bir laf etmiş; dinazorlar gibi neslimizin tükenmesi lazımken bu savaşlar, bu kötülük niye? Bir insan, bir kitle başka bir insanı hatta topluluğu nasıl katledebilir?

Nasıl bu hale geldik bilmiyorum... Anneler Günü'mü anlatacaktım size, aslında Pazar gecesi yazdım sıcağı sıcağına ama yayınlamak istemedim bunca acı yaşanırken. Elbette hayat devam ediyor ama her olayda bu şekilde ilerleyemeyiz, bu bizim avuntumuz, her yaşananın hesabı sorulmalı daha fazla kan dökülmeden...


Reyhanlı'da yitirdiğimiz yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına ve tüm Türkiye'ye başsağlığı diliyorum. Çünkü bu acı, bu gözyaşı hepimizin.

----o----


Benim Annem, Çiçek Annem!



Öncelikle kendi annemin ve tüm annelerimizin bu buruk geçen Anneler Günü'nü kutlarım. Annem Bodrum'da yaşadığı için birlikte olamadık ama çiçek çikolata gönderdim ona. Geç gitti ama olsun:/ Bir de o sabahki duygularımla bir yazı yazdım, eminim benim gibi yeni anneler aynı duyguları paylaşıyordur.

"Şimdi anladım niye seni kızdırdığımda "9 ay karnımda taşıdım seni" diye bağırdığını...

Şimdi anladım sana bağırdığımda "hiçbir şey demiyorum sana, sen de anne olacaksın" diye tek bir cümleyle sabrını, sükunetini korumaya çalıştığını...

Şimdi anladım seni üzdüğümde "anne olunca anlarsın" dediğini...

Şimdi anladım neden ayaklarının altında cennet? 
Neden senin gibi yar olmayacağını...

Omuzlarındaki yükü, sırtındaki ağrıları, gözündeki yaşı, ayaklarının nasırını, kalbindeki gerçek aşk; evlat aşkını şimdi anladım!

Canım annem, Çiçek annem, Güzel annem Seni Çok Seviyorum. Anneler Günün, Anneler Günümüz Kutlu Olsun."


Bir Masum Mor Menekşe 

Cumartesi günü amcam tüm ailenin anneleri için bahçede yemek organize etmişti. Canım kuzenim Batuhan da bana en sevdiğim çiçeklerden biri olan mor menekşe almış, ilk o kutladı anneler günümü.


İlk Anneler Günüm

Ama Pazar günüm, ilk Anneler Günüm aslında pek de iyi başlamamıştı. Geceden plan yapmıştık. Erken kalkıp geçen sene hamileyken kahvaltı yaptığımız Koşuyolu'ndaki Biber Cafe'ye gidecek, tam da geçen yıl bugün oturduğumuz yerde oturup Mira Şimal kucağımda fotoğraf çekilecektim. Hatta geçen yıl giydiğim tshirti giyip before/after esprisi yaparım diye planlamıştım ki tshirtime dünden kalma çayı sıçrayınca yalan oldu.


Evden çıkmamız çok uzun sürmüş, erken kalkmama rağmen işim bitmemiş, açlık da üzerine eklenince iyice stres olmuştum. Cafenin orda otopark bulamayıp dünya kadar yürümüş bir de üstüne cafenin yerinde yeller estiğini görünce tam dumur olmuş, ne yapacağımıza karar veremeyip birkaç cafeye daha girip, yurdumun Pazar keyifçilerinin açıkbüfeleri silip süpürdüğünü görünce hepten keyfimiz kaçmıştı. Nihayetinde Acıbadem'de Badem Tat'a gidip muhteşem su böreğini yiyince biraz kendimize geldik.


Fakat terslikler ve hayal kırıklıkları silsilesi devam ediyordu. Mira Şimal yollarda altını üstünü kirletti. Neyse bir ton daha bıdı bıdılar uzatmayayım. Kızım tren deneyimi yaşasın bize de değişiklik olsun diye Haydarpaşa'da arabayı bırakıp Bostancı'ya trenle gittik, amma ne tren, resmen metrobüs, içinde nostaljik hiçbir şey kalmamış.
Caddebostan'da turlayıp 3-5 mağaza yaptık, hala göbeğim tam erimediği için üzerime göre birşey bulamadım, sinir geldi. Miroşki'nin hırkasını arabada bırakmışız, hava da esmeye başladı falan fıstık. Hala anlatıyorum dimi ya, tamam sustum.

Süt Anne Oldum!


Belki görmüşsünüzdür birkaç hafta önce sosyal medyada böbrek hastası Yahya Kemal bebek için anne sütü aradıklarını. Benim de Mira Şimal'in biberon almadığı için kullanamadığım sütleri deepfreezde dururken bir yerlerde bir bebeğin buna gerçekten ihtiyacı olmasına gönlüm razı olmadı. İnsan anne olunca sadece kendi yavrusuna değil hiçbir bebeğe kıyamıyor, genelde bu rt olaylarını pek umursamam ama bunu görmezden gelemezdim. Hemen aradım ve aileye yardımcı olan Maya Hamile'nin sahibesi Devrim Hanım'a ulaştım. Bebeğin hiçbir şekilde mama almaması gerektiğini, doktorların sadece anne sütü verin dediğini duyunca anne sütlerimi vermeye hazır olduğumu söyledim. Sağolsunlar gelip aldılar evime kadar, bebeğe ulaştırdılar. Allah razı olsun. Umarım şifa olur, bal olur. Sağlıklı haberlerini de alırız. Onlar anneler gününde mesaj atmışlar, bir de Yahya Kemal'in fotoğrafını göndermişler. Süt annemizin anneler gününü kutlarız demişler, öyle mutlu oldum ki, gözyaşlarıma engel olamadım. İşte kızımın süt kardeşi benim de süt oğlum:


Akşamüstü eşimin eski şirketinden kankası Ezgi'yle buluştuk, bana harika çiçekler almış, herkes beni düşünüyor sen bile düşünmüşsün de kocam düşünmüyor, bir kuru çiçek bile almadı falan diye sitem yağdırdım kocama.


Sanırım eşimin gerçekten içinden gelerek, özene bezene hazırladığı sürprizlerine alışık olduğumdan fazla beklenti içine girmişim. Meğerse sürpriz geceyeymiş...Boş yere bi ton surat astım adama, bi araba laf söyledim. İlk anneler günüm de, zaten birsürü terslik oldu da, hiç hayal ettiğim gibi olmadı da....Sanki düğünümde açıkhavada yağmur çamur yağdı, öyle bir önemsemişim bugünü... Ama önemli ne yapayım :/ Değil mi yani?

İnsan on kere anne olmuyor ki, yani olan da var tabii de, Allah onlara sabır versin.

Şaka bir yana eve geldik, benim bir işim var numarasıyla gitti kocacım, döndüğünde ise 1 saat birşeyler yaptı kapalı kapıların ardında, ben de hiç bozmadım, anladım bir sürpriz olduğunu ama bu kadar güzelini beklemiyordum.

10'dan geri sesli sesli sayıp bebeğin odasına gelin dedi, 10,9,8,7,6,5,4,3,2,1,0!


Rengarenk uçan balonlarla süslenmiş, her bir balonun ucuna minik minik notlar asılmış, yerde bir sürü mis gibi mumların olduğu bir oda, kızımın odası, aynı zamanda bizim odamız, balonların üzerinde "canım annem" yazılı, fonda "benim güzel annem" diye çocuk sesinden bir şarkı... Kocacığım elinde kamerayla bizi çekiyor, Mira Şimal de gözünü balonlardan alamadı, bir taraftan beni olmayan dişleriyle ısırmaya, öpmeye çalışıyor, mumların arasında dolanarak balonların ucundaki notları okudum. Tabii gözyaşları sular seller! Muhteşemdi, tek kelimeyle harikaydı!


Böyle başlayan bir günden hiç beklemezdim ama mutlu sonla bitti bugün. Elbette birşeyler yapmak şart değildi, kızımın bir gülüşü, eşimin bir öpücüğü tabii ki yeterdi ama sanırım fazla duygusaldım, son günlerde epey yorulmuştum, böyle güzel bir ana ihtiyacım vardı sanki... Çok iyi geldi!

Kızıma beni anne yaptığı, bu eşsiz duyguları yaşattığı için, eşime beni sonsuz sevdiği ve bana bu güzel anları yaşattığı için çok teşekkür ediyorum.


Annelik Allah'ın kadınlara bahşettiği en güzel mertebe, şükürler olsun. Ve Allahım inşallah her isteyene anneliği tattırır.

Sevgi dolu günler efendim, tüm annelerin, annelerimizin Anneler Günü kutlu olsun!


10 Mayıs 2013 Cuma

Nice 100'ler, 1000'ler hatta milyonlara:)


Blogum 17 Mayıs'ta 1 yaşına giriyor ve dün itibariyle 100 izleyiciye ulaşmış. 1 yılda yani 365 günde 47 post yayınlamışım bu da ortalama 7-8 günde 1 post demek oluyor ki "herhaftalik" ismine yakışır bir durum olmuş. 

Bu blogu açarken amacım hafta hafta yaşadığım gebelik sürecimi anlatmaktı ama sonra Mira Şimal'in doğmasıyla hafta hafta onun gelişimini aktarmaya çalıştım. Şimdi artık aylık gelişimlerini anlatıyor olsam da anne-bebek üzerine katıldığım etkinliklerden, duyduğum gördüğüm haberlere, anne-bebek alışverişinden, sağlık ve eğitim gibi pek çok konuyla aradaki açığı kapatmaya çalışıyorum.

100 izleyici bile benim için sevindirici çünkü amacım gerçekten özel bir kitleye hitap etmekti ve sanırım güzel bir yoldayım. Bu yolda benimle olan, yazılarımı okuyan, yorumlarıyla beni şevklendiren, bana ve diğer okurlara bir şeyler katan herkese çok teşekkür ediyorum.

Bugün herhaftalik.blogspot.com aracılığıyla benimle paylaşımda bulunan, yaşadıklarıma ortak olan 101 izleyiciyle her geçen gün daha samimi, daha paylaşımcı ve daha büyüyerek yoluma devam ediyorum. 


Ve süpriz! 

Yakında uzun zamandır üzerinde çalıştığım herkese daha faydalı olacak muhteşem bir projeyle karşınızda olacağım. Beni izlemeye devam edin. :)

Sevgiler, 

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Anneysen.com'dan Anneler Günü için Yarışma

Anneysen.com Anneler Günü için harika ödüllü bir yarışma düzenlemiş. Soru çok basit görünse de insanı bir hayli düşünmeye sevk ediyor.


"3 değerli annelik tavsiyeniz nedir?" Öyle çok var ki hem de daha şimdiden, 6 aylık bir anneyim hepi topu ama bu 6 ayda bile ne çok şey yaşadık... Ben genel anlamda düşünerek cevap verdim. Yarışmaya üye olan herkes katılabilir, linki burada.

Ve işte benim cevaplarım. Oy  vermek isterseniz de "naz_anne" nickiyle yazdığım cevabı bulup beğenebilirsiniz :) Biraz daha kolaylaştırayım, cevap postumun tarihi: 06/05/2013 13:57 


1/ Onu sevginizle sarın. Dokunun, sarılın, öpün, koklayın, gülümseyin ve ona zaman ayırın.

2/ Ona saygı duyun. Konuşun, dinleyin, anlamaya çalışın. Başarılarını onaylayın, azmini destekleyin, anlayışlı olun, hatalarını, başarısızlıklarını kabullenip, doğruları bulmasına yardımcı olun.

3/ Onu güvende hissettirin. Size her ihtiyacı olduğunda yanında olacağınızı gösterin. 

Çünkü bebeğinize vereceğiniz en büyük armağan sevgi ve öz güvendir. 


Anneler Gününüz şimdiden kutlu olsun!

Ek Gıdaya Geçiş

Annelerin en çok merak ettiği konulardan biri de "ek gıda". Ek gıdaya geçişte annelerin aklında birçok soru oluyor. Çünkü bu noktada çoğu zaman aile büyüklerinin dedikleriyle uzmanların, doktorların söyledikleri tutmuyor. Konuyu araştırdıkça pek çok fikir ayrılıkları, farklı görüşler olduğunu görüyoruz. Doğru bildiğimiz yanlışlar, bir sürü ikilemimiz var.

Ben de konuyu hem uzmanından öğrenmek hem de deneyimli anneler ve benim gibi yeni annelerle tartışmak, konuşmak üzere Cumartesi günü bir etkinliğe katıldım. Etkinliği düzenleyen yine bir twitter oluşumu olan Sosyal Anneler'di. Konuşmacı ise Hamile Eğitmeni ve Emzirme Danışmanı sevgili Esra Ertuğrul. Mekanımız da Bostancı'da şirin mi şirin Mini Aktivite'ydi. 



Etkinlik tam bir sohbet havasındaydı, katılımcı anneler olarak Esra Hanım'ın anlattıkları üzerinden sorularımızı sorduk ve çok bilgilendirici cevaplar aldık. Şimdi orada aldığım notları kendi notlarımla birleştirip paylaşmak istiyorum sizinle. Biraz karışık ama eminim faydalı olacaktır:)



Bu arada Mira Şimal halen sadece anne sütü alıyor, ek gıda için doktorumuzun önerisi gelişimsel herhangi bir sorun olmadığı için "6.ayı dolduralım"dı. Esra Hanım da aynı şeyi söyledi. Yani ilk 6 ay yalnızca anne sütü yeter!

Ek gıdaya ne zaman başlanmalı? 


Bebeğiniz sadece anne sütüyle besleniyor ve gelişimi normalse 6.aydan itibaren ek gıdalara başlanabilir. Tabii ki henüz dişleri olmadığı için sadece kıvamlı besinleri almalıdır. Katı gıdaya ise bebeğiniz başını ve sırtını düz tutmaya, tamamen oturmaya başladığı zamandan itibaren başlayabilirsiniz. 

Bebeğe su ne zaman verilir?


Anne sütünün %80 i sudan oluşur ve yalnızca anne sütü alan bebeklere su vermek gerekmez. Ama ek gıdaya başladıktan sonra ağız içini temizlemek ve sindirimine yardımcı olmak için günde 4-5 kaşık su verebilirsiniz. Havanın sıcaklığı ya da kabızlık durumunda bu miktarı biraz daha arttırabilirsiniz.

Ek gıdaya başlarken,


- Ek gıdalara başlanıldığında ilk 2-3 ay halen ana öğünün anne sütü olduğunu unutmayınız.
- Bebeğinizin aç olduğundan emin olunuz. İlk denemeleri tok iken yapmayınız. 
- Her ek gıda tek başına verilmelidir. 3 gün kuralını uygulayınız. Her yeni besini denedikten sonra 3 gün bekleyip aynı besini veriniz. Böylece herhangi bir alerjik durumu (kusma, ishal ve döküntü vb.) tespit etmeniz kolaylaşır. 
- Her besini önce çok az miktarda denemeli, severse miktarını arttırmalısınız.
- Ek gıdaları biberonla vermeyiniz. Kaşık veya bardak kullanabilirsiniz. Biberon anne memesinden vazgeçmesine neden olabilir.
- İshal gibi rahatsızlıklarda hijyen en önemli tedbirdir. Cam rende edininiz, ellerinizi yıkayınız ve her besin için temiz su kullanınız. 
- Gıdaların kıvamını ilk başta yumuşak ve pürüzsüz tutup,
 giderek bu pürüzlü kıvamı arttırmalısınız. 


Ek Gıdaya Ne İle Başlanmalı?

Bu soruya çok farklı cevaplar olsa da yoğurt sanırım herkesin en hemfikir olduğu besin. Ama elbette ki ev yapımı yoğurt. Evde yapacağınız yoğurt için çiğ süt kullanmalısınız. Mayası için de doğal maya bulabilirseniz ne ala. Bulamazsanız marketlerde satılan organik yoğurtları tercih edebilirsiniz.

Sebze ile mi meyveler ile mi başlanmalı? 

Anne sütü tatsız tuzsuz olduğundan ek gıdaya meyve veya tatlı bir besinle başlamanız bebeği mutlu edecektir ama daha sonrası için sebzeleri sevmeme ihtimalini göz önünde bulundurmak gerek. Bu yüzden sebzelerle başlatmak daha mantıklı olacaktır.


İlk Gıdalar:

Çorbalar: Mevsimine göre sebzeler haşlanıp, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı eklenip, püre veya çorba kıvamında verilir. 3 gün kuralını uygulayarak her yeni sebze için 3 gün beklenerek sebze karışımlı çorbalar yapılabilir. İrmik ve pirinç 6.ve 7.aylarda, kırmızı mercimek 8. ve 9.aylarda eklenebilir. Ev yapımı tarhana ve yayla çorbaları da içebilirler. Tabi 1 yaşına kadar tuz, salça, baharat, domates, patlıcan vermemelisiniz!

Meyve Suları ve Püreleri: Doğal mevsim meyvelerini cam rendeyle rendeleyip posasını süzüp verebilirsiniz. Meyveler de tıpkı sebzeler gibi teker teker denenmeli, yan etki görülmezse karışım yapılmalıdır. Çilek, portakal, mandalina gibi alerjenler yine 1 yaşından sonra!
Meyve sularına başladıktan 15 gün sonra posalı vermeye alıştırabilirsiniz.

Sabah Kahvaltısı: 6-9 aylar arasında başlanabilir. Sabah uyandığında son emzirmeden 2 saat sonra verilebilir. Kayısı kıvamında çeyrek yumurta sarısı 5 günde bir arttırılarak 20.günde 1 tam sarıya geçilir. Haftada 3-4 yumurta sarısı uygundur. Peynir orta yağlı ve tuzsuz (suda 20-30dk bekletip tuzunu kaybettirebilirsiniz.) Pekmez, tereyağı veya zeytinyağı eklenebilir. Anne sütü, devam maması, süt bazlı kaşık mamalar, su veya ıhlamur gibi bitki çayları ile bebe bisküvisi veya 1 dilim ekmeği karıştırabilirsiniz. 1 yaşına kadar şeker yok!

Ve yine Esra Hanım'dan küçük tüyolar:

  • Demir gereksinimi için 7.aydan sonra çorbalara et ekleyin. Eti parçalamak yerine kıyma haline getirip ilave ederseniz bebeğinizin alması daha kolay olur.
  • 6-9 ay arası geçiş dönemidir, bu dönemde yiyeceklerin kıvamını ve pürüzünü giderek arttırın.
  • Bebeğinize özel hazırladığınız yemekleri yavaş yavaş kendinizin yemeklerine benzetin, bebeğiniz 1 yaşında sizinle aynı sofraya oturabilmeli.
  • Bebeğiniz iştahsızsa kitap önerisi: Carlos Gonzales- Çocuğum Yemek Yemiyor
  • Ev Yapımı Bebe Bisküvisi tarifi: Legabebe'de!

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Mira Şimal'in 5.Ayı

Bir sıcak bir soğuk derken Mayıs geldi bile, minik bebeği olan annelerin bu havalarda en büyük sıkıntısı "ne giydirsem, nasıl giydirsem" olsa gerek. Fazla giydirsem pişik, isilik olacak, az giydirsem üşüyüp hasta olacak korkusuyla ne giydireceğimi şaşırdım. Yavrucukların dili de yok ki anlatsın, anne üşüdüm, anne sıcakladım diye...


Geçen ay ilk hastalığımızı da atlattık. Gerçi doktora sorarsan üşütmekten hasta olmaz diyor ama bir sıcak bir soğuk çocuk da sapıtıyor. En güzel dışarı çıkmamak diyeceksiniz ama ona da benim ihtiyacım var. Zaten haftada 1-2 gün dışardayız. Neyse amma dağıttım konuyu. Mira Şimal ilk defa hasta oldu, önce burnu tıkandı sonra öksürükler başladı. Çok telaşe yapmadık hatta kendi soğukkanlılığıma şaşırdım. Sanırım buna epey hazırlamıştım kendimi psikolojik olarak. Hemen okyanus serumu verdim burnunu açmak için aspiratörle çektim günde 5-6 kez tekrarladım. Doktorumuzu arayıp haberdar ettim, hastalığı zirveye geldiğinde geceydi, aradım doktoru, merak etmeyin ateşi çıkmaması için paranox fitil verebilirsiniz, çok ateşlenir, kusma falan olursa gidersiniz acile, endişelenmeyin dedi. O gece biraz zor geçti. Ertesi günü doktorumuza gittik, virütik dedi, pis mikroplar! Bursa'ya yola çıkıyorduk, tamam gidebilirsiniz demeseydi vazgeçecektik ama korkmayın dedi. 3 gün! 3gün sonra Miroşki de hiçbir şey kalmadı ama babamız hastalandı. Hahaha derken 2 gün sonra ben! Bebek milleti çabuk hasta oluyor ama kolay atlatıyor, biz bir olduk aman yarebbim 15 gün ses çatallı, burun tıkanık, ben öyle nezle olmadım kardeşim. Fenalık geldi burnumu çekmekten.



5.Ayımızda neler öğrendik, neler yaptık?


  • Mira Şimal artık destekli uzun süre oturabiliyor. Desteksiz de oturuyor tabii ama çok kısa, genelde öne doğru düşüyor zavallım.
  • Emekletme çabalarım şuan için pek sonuç vermiyor çünkü yüzüstü durmaktan hiç hoşlanmıyor. Kollarını bacaklarını çırpıyor ama ileri gidemiyor bebeğim.
  • Tamamen dönmese de sırt üstüyken yüzüstü yatmak için yarıya kadar çok rahat dönüyor.
  • Elleriyle her istediğini yapıyor, yüzümüzü sevmeye başladı, bu inanılmaz güzel bir şey! Özellikle sabahları yüzümüze dokunuyor, makas alır gibi hareketler yapıyor, sıkıyor, bize sevgisini haşin gösteriyor ama olsun.

  • İnanılmaz saç çekiyor, kaptığı elinde kalıyor yeminle, tutam tutam! Ne çektin be Miroşki!
  • Sıkıldığında evde bir sürü olan aynalardan birine gidiyoruz, uçuç hareketlerine, kendini izlemeye bayılıyor, kahkahalar çığlıklar of!
  • 5.ay sonuna doğru ayaklarına ulaşmaya, onları tutmaya başladı şuan (6.aydan 10 gün aldık) ayaklarını ağzına sokuyor:) Acayip komik.
  • Artık dikkat çekmek, uyandığını, uykusunun geldiğini, acıktığını belli etmek için pek çok yöntemi var. Onunla bir süre ilgilenmediğimizde hemen çığlık, numaradan öksürme, eeeh eeeeh diye bağırma numaraları, uykusu geldiğinde kafasını sağ ya da sol yukarı atıp ıh ıh yapmaları... türlü türlü şebeklikler!

  • Uyuması çok karakteristik, başını genelde sol yukarı çevirip boynu ve kısmen sırtı havada kalacak şekilde yatıyor. Öyle saatlerce rahatsız olmadan uyuyor. Doktora sorduk, fizyolojik bebek reflüsü olabilir dedi ama reflünün diğer emareleri yok çok şükür, sanırım öyle huy edindi.
  • Emzik ve biberon asla kabul etmiyor, emzik zaten denemiyorum çok zamandır ama biberona nezle olduğunda ihtiyacımız oldu ne yazık ki o plastik dokudan nefret ediyor. 
  • Hala anne sütü alıyor, doktorumuz 1 ay daha bekleyelim ek gıdaya geçmek için, çünkü şuan gayet iyi görünüyor boyu, kilosu, sağlığı dedi.

21 Nisan 2013 Pazar

0-6 Ay Bebek Bakım Ürünleri


Bebek bakım ürünleri insanı düşündüren bir konu. Organik olanları, kimyasal içermeyenleri, bitkisel olması falan filan bir sürü hikaye var. Ancak hangisi doğru emin olamıyorsunuz. Aslında öyle "organik olmalı" falan diye bir takıntım yok, sonuçta bebeğinize organik kullanıyorsunuz da kendiniz sadece zeytinyağı sabunuyla mı temizleniyorsunuz? Kullandığımız onca deodorant, parfüm, vücut losyonları, duş jelleri bebeğe ulaşmıyor mu? Sütle ya da temasla... Bunun önüne geçmek mümkün değil. O yüzden bu kısmı çok takmamak gerek. Ama tabii ki sağlıklı ve onun hassas, pamucacık cildine zarar vermeyecek ürünler kullanılmalı.


Bebek bakım ürünleri hatta daha kaba tabirle bebek kozmetiği çok geniş bir sektör. Hamileliğimden beri ne doktorların ne de diğer uzmanların önerdiği ürünlere açıkçası çok olumlu bakmadım. Sonuç itibariyle biliyorsunuz ilaç sektöründe bile neler dönüyor... Bu konuda en çok kulak verdiğim yine anneler oldu, onların deneyimlerine, kullandıklarında hissettiklerine, bazı anne bloglarından samimiyetle duyduğum birkaç söze, pek çok kişinin hemfikir olduğu ürünlere güvendim ve onları tercih ettim.

Ve sonuçta kendim de bebeğimde kullanıp bu ürünleri deneyerek sizlerle paylaşmak istedim. Henüz 6 ayımız dolmadı ama ben genelleyerek 0-6 ay içerisinde en çok kullandığımız ürünleri sizler için listeledim.



1- Bübchen Klasik Bebek Şampuanı: İçeriğindeki papatya ve ıhlamur çiçekleri kokusunun hem dinginlik hem temizlik etkisi vermesine bayılıyorum. Ne çok köpürüyor ne az, orta karar ve gerçekten yüzüne gözüne geldiğinde hiç tepki vermiyor. Mira Şimal yeni doğduğunda önce hassas olan kinder serisini kullandık. Şimdi klasiğe terfi ettik. Bunu daha çok sevdim.

2- Bübchen Bebek Sabunu: Kokusu şampuanla aynı, daha kalıcı ve cildi kurutmayan bir yapısı var. Üstelik hipoalerjenik bir ürün.

3- Mustela Bebek Masaj Yağı: İlk banyosundan beri kullanıyoruz. Her banyodan sonra yaklaşık 3-4 dk süren masaj keyfimizin vazgeçilmez ürünü. Muhteşem kokusu öyle kalıcı ve güzel ki... Neredeyse Mira Şimal'le bütünleşti. Hem yağlı yağlı bırakmıyor hem de çok kolay dağılıyor.

4- Otacı Bebe Yağı: Bu ürünle tanışalı çok uzun süre olmadı ama hemen kalbimi kazandı. Çünkü içindeki lavantanın sakinleştirici etkisi ve papatyanın harika kokusu hem beni hem bebeğimi rahatlatıyor. Mira Şimal'i gece uykusuna yatırmadan önce son defa altını değiştirdikten sonra bu yağı kullanıyorum. Misler gibi kokarak uyuyor prensesim. Üstelik tamamen bitkilerden oluşan bu yağ cilt tahrişlerine de iyi geliyor.

5- Mothercare Kulak Temizleme Çubuğu: Ürün tamamen pamuk ve kulak zarı emniyetli olduğu için güvenle kullanıyorum.

6- Mothercare Doğal Banyo Süngeri: Sert görünümünün ardında yumuşacık bir kalbi var:) Kuruduğunda semsert ıslanınca yumuşacık ve tamamen doğal bu süngere bayılıyorum. Ama 5.ayda bitti ve yenisini aldık. Çünkü zamanla parçalanıp resmen bitiyor:) Fakat geçenlerde normal bebek süngeri aldım bir pakette 4 tane olan renklilerden kaskatı ve lastik gibi, hem boyalı hem köpürtmüyor bile, hiç kullanmadım, birini ıslattım çöpe gitti diğerleri dolapta, baskı falan yaparız belki kızımla büyüyünce, ayıcıklı mayıcıklı:)

7- Chicco Tırnak Bakım Seti: Açıkçası şuan sadece düz tırnak makasını kullanıyor olsam da, biraz büyüyünce törpülerini filan kullanıp bir manikür yaparım kızıma, sonra da oje sürer gezeriz:O Şaka yapıyorum tabii! Yani çok elzem değil, ilk etapta sadece çıtçıt makas değil de düzlerden alınabilir.

8- Mustela PhysiObebe Temizleme Suyu : Fotoğrafa koymamışım ama bu durulanmayan temizleme suyu da müthiş. Yüzündeki süt, mümük, kuruluk gibi istenmeyen pıtırcıkları temizlemek için ideal. Poposuna da rahatlıkla kullanıyorum.

9- Unibaby Yenidoğan Islak Mendil: İlk günlerden beri güvenle kullanıyorum, hem kokusuz olması hem de gerçekten saf pamuk ve sudan oluşması çok güzel. Artık yenidoğan değil, malum koliyle de alıyoruz ekonomik olsun diye bitince prima ıslak mendillere mi geçsem diyorum ama o kokular beni bayıltıyor, sizin ideal ıslak mendiliniz nedir?

10- Prima Premium Care Bebek Bezi-4: Hep Prima kullandık ama arada serisi değişiyor, eşim birkaç kere kampanyalı görünce dayanamayıp Aktif Bebek aldı, öyle de kullandım Premium Care 'da, sanırım Premium Care daha güzel ama Aktif Bebek'in de çok farkı yok. Premium Care'in yeni desenleri haricinde:)

Hepinize ve tabii ki bebişlerinize bakımlı, sağlıklı, mutlu günler!

19 Nisan 2013 Cuma

Şimdi Çocuk Olmak!


Dün kızımla "Yeni Çağın Çocukları" temalı bir Blogger Day etkinliğe katıldık. Yerli çocuk ve bebek giyim markalarından Zeyland 'ın HumanIST Akademi işbirliğinde hazırladığı etkinlik çerçevesinde şimdinin çocuklarını anne babalar olarak anlamlandırmaya, anlamaya yönelik değerli bilgiler aldık. Konuşmacı Pskilojik Danışman Dr. Kartal Özal'ın sunumu gerçekten çok faydalıydı.


Zeyland Çocukları Kampüsü Projesi'ndeki bu etkinliğin sadece seminer kıvamında olmaması da güzeldi. Fotoğrafçı Yeşim Mutlu'nun 3 güzel kızıyla yaşadığı gerçek deneyimleri, know howları, Kokosh Anne blogunun güzel sahibesi Meltem Bicioğlu'nun çocuk modası üzerine konuşmaları etkinliği daha da renklendirdi. Bir de üzerine organizasyonu düzenleyen PR ajansı İdecon'dan Yaprak Hanım'ın bizi "bebek mankenimiz de var" diyerek sahneye davet edip Zeyland'ın kıyafetlerini Mira Şimal üzerinde göstermeleri bizim için güzel bir anı oldu. :) Tabii bu tür etkinliklerde bir diğer güzellik ise yeni insanlarla, annelerle tanışmak oluyor benim için.

Mira Şimal ve Legabebe'nin kızı Berra
Divan Otel'de gerçekleşen Yeni Çağın Çocukları etkinliği sırasında twitter ve instagramdan da #simdicocukolmak tagiyle aramıza katılanlar vardı. Yorumlardan, tweetlerden anladığım kadarıyla sanırım hepimizin en dertli olduğumuz konu şimdiki çocukların farklı bir sosyallik anlayışlarının olduğu ve teknoloji bağımlılığı. Aslında buna bağımlılık demek de haksızlık olur. Çünkü daha anne karnında aşırı teknolojiye maruz kalıyorlar. Sonra da evde akıllı telefonlarımız, tabletlerimiz, pclerimiz, pslerimizle tanışıyorlar. Mira Şimal daha 5 aylık olmasına rağmen iphone'da açtığımız oyunlara heyecanlanıyor, hele ki o led ekranda pıtır pıtır atlayıp zıplayan rengarenk hayvancıkları görünce nasıl çırpınıp gülücükler saçıyor görmeniz lazım. Galiba şimdi çocuk olmak Kartal Özal'ın da tabiriyle teknososyal çocuk olmak!

Organizasyonda emeği geçen herkese teşekküler.